Yaşam Size Ne Söylüyor?

Beş yüz yıla yakın bir süredir eserleriyle çok iyi bilinen Michelangelo, yaşama dair heykellerini yaptığı figürlerinin, mermer parçaları içinde yaşadığını öylesine güzel algılamış ve algılatmıştır ki kelimenin tam anlamıyla taşını yontarak figürlerine can verip onları serbest kılmıştır.

Peki siz bir taşın içerisinde kalmış olsaydınız ve Michelangelo üstadım sizi yontmaya başlasaydı, siz nasıl serbest kalırdınız?

Çocukken on sekiz ila yirmi dört aylıkken kendilerini fark etmeye başlayıp kendi düşünce, duygu ve başka insan veya nesnelerin ayrımlarının farkına varırız.

Bu andan itibaren Oscar Wilde’ın “Kendiniz olun; zaten başka herkes alınmıştır” önerisini yerine getirmeye başlarız.

kendin ol

Yetişme süreci içinde hele onlu yaşlarda kendi hayallerimizin bilincinde olur ve onların peşinden gitmek için adım atmaya çalışırken, başkalarının bizden beklentileri yönünde adım atmak için büyük bir uygulama içerisine gireriz. Bu yaşlarda en çok duyduğumuz sözcük tabi ki de “sorumluluk” olur. Olaylara ve yaşama uygun cevap verme yeteneği.

Genç yetişkinlik döneminde, kimliklerimiz daha sabit veya güvenli olduğu için onun etrafında bir yaşam inşa ederiz buna da konfor alanı deriz. Pek çok insan için, değişim yapmak yerine böyleymiş gibi yapıp konfor alanı içinde kalmak ve uyum göstermek ve hatta bazen kurban olmak daha kolaydır.

Doğal olarak bu kimliğe ne kadar yatırım yaparsak gelecekte bu bize o kadar fazla acı verecektir, tabi aslında ne istediğinizi bilen ve gerçek yolunuzdan ayrıldığınızı fark ederseniz. Kariyer ve yönetici koçluklarında da odaklanılan farkındalık ve çıktısı öğrenmek, öğrendiğini uygulayarak performansa dönüştürmek ve olma yolculuğunda doyuma ulaşmaktır.

İçinizdeki kendinizi bulmak için Michelangelo gibi gün boyu taşınızı yontacak yeteneğe ve zamana sahip misiniz? Çünkü tatmin olmuş bir hayatı yaşamak, kendi hayatınızı yaşamaktır.

Michelangelo heykellerini yapabilmek için taşçı kalemi ve çekice ihtiyaç duymuştu. Siz kendi heykelinizi yapabilmek için iki temel araca ihtiyaç duyacaksınız. Öz farkındalık ve cesaret. Bunların ikisi de yaşamsaldır ve cesaretsiz bir öz farkındalık, sizin kim olduğunuzu bilmeniz fakat uygulamaya dönüştüremediğiniz için dünyanın geri kalanının bunu bilememesi anlamına gelir. Öz farkındalık içermeyen bir cesaret ise sizi maço bir duruşa yönlendirir. Dışsal antenlerimizi dinlemeye o kadar alışmışızdır ki, içsel antenlerimizi göz ardı ederiz. İyi görünmeye o kadar fazla takılmışızdır ki, bunun gerçekte ne anlama geldiğini unuturuz.dudhsagar_tunnel_end

Çok sayıda insanın tünelin sonundaki ışığı aramakla ilgili olarak aklı öylesine karışmıştır ki, hemen yanında açık bir şekilde bulunan ışığı göremezler. Sizin için önemli olan o anlamın, soyut bir ideasını yaratma ve sadece ona odaklanma isteği, bazen aklınızın karışmasına sebep olabilir. Yaşam tam şimdi size ne söylemekte veya sormaktadır? Siz ve etrafınızdakilerin bugün bir fark yaratabileceği şekilde bu anı aydınlatabilmek için elinizde hayali bir şamdan yakabilir misiniz?

Merkeze doğru kazdıkça rahatlama gelecek ve gerçek sizin dokusuna ulaşmış olacaksınız. Hayatınızın hangi dönemi kabuğunuzdan dışarı çıkıp, yaktığınız şamdanla yürümeye başlama zamanıdır?

Hadi kendinize hepsinden önce bir “olma” listesi hazırlayın, hepiniz “yapılacaklar” listesine aşinasınızdır. En son ne zaman “olunacaklar” listesi yaptınız? Büyüdüğünüzde ne olmak isterdiniz? Bir anne, bir baba veya iş yerinde ya da içinde bulunduğunuz bir toplulukta bir lider olmak ya da size esin kaynağı olacak bir yaşam tarzı içinde olmak isteyebilirsiniz. Ancak dikkat etmeniz gereken şey “yapmak” yerine önce “olmak” olgusunu ön plana çıkartmaktır.

Kuşkuya düştüğünüz zaman “Dünyada kendi benliğimi ifade etmek için ne yapmaya ihtiyacım var değil ne olmaya ihtiyacım var?” sorusunu sorun. Şimdi bir bakın yaşam size neler söylüyor ve artık kendinizi kutlayın. iStock_000005617265XSmall

Can Fırat